1960lı yıllarda, ana Danimarka şehirlerinde arabalar bisikletlerin yerini almak için bir tehditti. Ama petrol krizi, çevresel hareket ve bir çift tartışmalı yol projesi bu trendi geri teptirdi. Yine de bu Danimarkalıların hala neden bu kadar çok bisiklet sürdükleri hikayesinin bir parçası.

Yazan: Lotte Ruby, Danish Cyclists Federation

Sizin şehrinizde bisiklet sürmek mümkün mü? Güvenli mi? İlgi çekici mi? Bu üç soruya evet diye cevap verebilirseniz, şehrinizdeki bisiklet kültürünün büyüme konusunda iyi beklentileri var demektir. Fakat cevaplar sıklıkla negatiftir ve bir sonraki soru ise: bu nasıl meydana geldi?

Cevap şehrin tarihsel gelişiminde yatıyor, çünkü şaşırtıcı şekilde bugün arabalarla dolu çoğu büyük şehirin aslında bisiklet şehirlerinki gibi geçmişi var. Danimarka’nın geçmişine bir yolculuk Kopenhag ve diğer Danimarka şehirlerinin nasıl ve neden gelişmekte olan bir bisiklet kültürünü sürdürmeyi başardığını gösteriyor. Bisiklet 1800’lerin son yarısında icat edildi. İlk bisikletler oldukça ilkeldi ve sürmesi de bir garipti. Yine de kısa zamanda büyük moda çılgınlığı oldular – özellikle sosyetedeki genç adamlar arasında. Bisikletler ilk kez spor ve boş zaman değerlendirme için kullanıldı, ama 1800’lerin sonlarında daha pratik türler gitgide piyasaya sürüldü ve bisiklet olmasa ulaşıma erişimi zayıf olan halk, hızla onları benimsedi.

Herkese özgürlük

Bisikletle, sıradan erkekler ve kadınlar aniden daha fazla hareket etme özgürlüğü kazandı. Bisiklet, şehrin içindeki sıkışık evlerden hızla büyüyen banliyölerin temiz havasına biletleriydi. Danimarka bağlamında, o zamandan beri bisiklet kaçınılmaz şekilde özgürlükle özdeşleştirildi.

1930’ların banliyö fotoğrafları Danimarka şehirlerinin 1900’lü yılların ilk yarısında nasıl bisiklet şehirleri olduğunu açıkça gösteriyor. Bütün sosyal sınıflardan insanlar büyük ölçeklerde bisiklet sürdüler ve birçok meslek de aynı zamanda bisikleti benimsedi – bugün bisiklet süren postacılar ve ev yardımcıları hala sokak hayatının kalıcı bir parçasıdır. Yavaş ama emin olarak yaşamanın yükselen standardı daha fazla aile için araba sahibi olmalarını mümkün kıldığında, bisikletlerin ilk parlak dönemi 1960lara kadar yarım asır sürdü. Bu gelişim hoş karşılandı çünkü arabalar ve tek aileli evler 1930’lu yılların depresyonunun, 2.Dünya Savaşı karanlığının ve daha parlak bir geleceğin önümüzde olduğunun güçlü sembolleriydi.

Summer girls riding their bikes in the 1950s Copenhagen
Kopenhag 1950’lerde Yaz mevsimin de bisiklet süren kızlar

Pruva rüzgarı yılları

Daha parlak bir gelecek nedir peki? Araba kalabalığı sadece refah değil aynı zamanda kirlilik, sıkışıklık ve trafik kazalarını da getirdi. 1960’lardaki Kopenhag fotoğraflarını görmek göz açıcı olabilir. Şu an şehrin sakinleri ve turistlerle değerlenmiş çoğu bölge arabasız bölgelerdir, ama 1960larda, yoğun trafik ve araba park yerleri olarak tanımlanmışlardı. Nyhavn, Strøget ve Langelinie birkaç örneğidir.

1960lara kadar, Kopenhag’ın tarihi birçok diğer batı başkentlerindeki gelişmelerle paralel olarak ortaya çıktı. Fakat daha sonra Kopenhag ve diğer birkaç büyük Danimarka şehrini aşınmış raydan ayıran birkaç şey oldu.

1960’lar boyunca kör bir gözü birçok trafik kazasına ve büyüyen kirlilik sorununa açmak artan bir şekilde zor oldu. Kopenhag çoğu Danimarkalıların bildiği ve sevdiği bisikletlerin şehri değildi artık ve bu birçok insanı üzdü.

Yarım asırdan fazla süre boyunca, bisikletler Danimarka’nın görsel sanatlar, şiir ve müzikle olan öz algı yoluna yönlendi. Tekerleklerin neşeli dönüşü ve 1930 yılında bisikletini süren sarışın kızın yazdan kalma görüntüsü sokak manzarasında fazlaca yer kapladı. Şehrin içine giden 19 tane bisiklet – bunsuz şehir neydi? Aynı zamanda yetişmekte olan çevresel hareket ve petrol krizi, 1970’lerde pozitif bir ışıkla yeniden görünmeye başlayan bisiklet kültüründen büyük ölçüde tozunu atmasına yardımcı oldu.

Danimarkalı modeli

1970’lerden 1980’lere kadar, Danimarka şehirlerindeki bisiklet ve araba faizi arasında birçok anlaşmazlık ortaya çıktı. Şehir içindeki eski zamanları yakın zamanın banliyö bölgelerinden ayıran bir otoyol kurmaları Kopenhag yetkililerinden bir teklif uyanışını takiben olan popüler protest dalgası bir örneğiydi. Kocaman bir feryat vardı çünkü o zaman bugünkü gibi, göller şehrin en güzel açık alanıydı.

Sorunların çözümünün arabalara, bisikletlere, yayalara ve toplu taşımaya yer veren şehir planlaması olması çoğu insan için gitgide anlaşılır hale geldi. Bu farkındalık ardında yolların kenarında genişletilmiş bisiklet şeridi ağıyla Danimarkalı modeli büyüdü. Son 10 yılda, yeni meydan okumalar ortaya çıktı. Danimarka’da, diğer ülkelerdeki gibi, toplum sağlığını geliştirmek ve iklim değişimiyle mücadele etmek için bir istek var. Bu durum Kopenhag ve birkaç diğer Danimarka şehrinde bisiklet kültürünü sürdürmek ve güçlendirmek için yoğun bir çabaya neden oldu.

Bisiklet ek bir seçenek

Bisiklet sürmek – özellikle Danimarka gibi zengin bir ülkede – kolaylıkla değişebilen en fazla aktif bir ek seçenektir. Bu yüzden tek yol bunu güvenli, kolay ve sürmek için ilgi çekici yapmaktır ve bu sadece altyapıyı değiştirmekle olmaz.

Danimarka’da toplumun tüm tabakasından insanın bisiklet sürmesi için güçlü bir gelenek vardır. Çoğu Danimarkalı bisikleti özgürlük ve sağlık gibi pozitif değerlerle ilişkilendirir ve son yıllarda bisiklet sürmek aslında kişisel enerjinin bir sembolü oldu. Toplum yapısının gelişmesi, başarılı politik girişimler ve bilinçli pazarlama yardımıyla bisiklet yeniden ultramodern oldu. Üç büyük Danimarka şehri – Kopenhag, Århus ve Odense- bisikletçileri reklam panoları, internet ve aktif şekilde yeni bisiklet projelerine dahil ederek pozitif bir ışık yakan büyük marka kampanyaları yürüttü.

Bugünlerde güzel şehir görüntüsü 1960’lardakinden farklı. Hepimiz gelişim ve ilerleme için yer açmak isteriz. Ama modern başkentlerdeki gelişim ve ilerleme insanların yaşamak istedikleri bir yer yapmayı başarmamıza bağlıdır.