Danimarka şarabının kalitesiyle birlikte profesyonel Danimarkalı bağcıların sayısı da gittikçe artıyor. Japonya’ya ihraç siparişi alan Danimarkalı bir bağcı; ” tamamen iklimsel perspektifte mümkün olan bir sınırda şarap üretmek ilginç” der. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın merkezinden 15 dakika sürüş mesafesindedir fakat insan, bu kuzey enlemlerinde görmeyi ummayacağı bir görüntüyle karşılaşır. Çarpık yapılanmış alanları, çayırları ve tarlalarıyla Avedøre banliyösünde, alışılagelmemiş bir bitki örtüsü formu ortaya çıkar.

wine-290

Sıkı ağaçlar ile gizli, üst üste açık yeşil yapraklarla kaplı üzüm bağı plantasyonları-toplamda yaklaşık 9000 bağ-3 hektarlık alana yayılmıştır. Ekim ortasında üzümler toplanır ve basılır. Üzüm suları, fermentasyon işleminin hafif hafif başlatıldığı büyük çelik tanklara boşaltılır. Çok geçmeden, üzüm şekeri alkole dönüştürülürken, üzüm suyu da üretilen şarabın türüne göre Fransız meşe fıçılarında ya da çelik tanklarda muhafaza edilen şaraplara dönüştürülür.

Çoğu Danimarkalıların kendileri bile Danimarka’da üzüm yetiştirilebilmesine şaşırmaktadır fakat bağcılığa olan ilgi giderek artmaktadır. Son 10 yılda,Danimarka’da çok nadir yapılan bir hobi olmaktan çıkıp küçük ama sağlam bir işe dönüşmüştür. Bugün ülke çapında yaklaşık 55 ticari bağcı bulunmakta ve profesyonel bağcılar son zamanlarda Danske Vingarde (Danimarka Bağları) denilen bir endüstri birliğinde kendilerini organize etmişlerdir.

Birliğin müdürü Jan Nyholmgaard ”Her geçen yıl daha da rekabetçi olan genç bir iş alanında girişimci olmak keyifli. Fakat buna cesaret etmek, şarap ve şarap üretimi için büyük bir tutku gerektiriyor” ifadesinde bulunmuştur.

Kuzey Sınırında Şarap Üretimi

1999’da Avedøre’da kurulan Dansk Vin Center, Danimarka’daki ilk üzüm bağlarından bir tanesidir. Sadece 3 yıl sonra ‘Nordlund’ adı altında ilk 7000 şişe şarabını pazarlamıştır. Merkez, daha önceleri o bölgede market bahçesi işleten Torben Andreasen tarafından kurulmuştur. Şarapla her zaman yakından ilgilenmiştir ve yerel bir şarap hayranıyla birlikte üzüm yetiştirmeye ve Danimarka’daki ilk ticari üzüm bağlarından birini kurmaya karar vermişlerdir.

Şimdilerde, Torben Andreasen, ailesi ve bazı yarı zamanlı işçileriyle beraber Dansk VinCenter’ı işletmeye devam ederken, eski ortağı ayrı bir üzüm bağı kurmuştur.

Üzüm sıralarının arasında durup sonbahar öğlen güneşinin tadını çıkarırken Torben Andreasen ”sadece iklimsel bir perspektiften üretim mümkün olan bir limitte şarap üretiyoruz ve bu da işi ilginç kılan taraf. Başladığımızda çoğu insan bize Danimarka’da şarap üretmenin imkansız olduğunu söyledi fakat biz onları haksız çıkardık ve son 10 yılda, her yıl 2000 ve 7000 şişe arasında üretim yaptık”diyor.

Danimarka İklimi İçin Yeni Üzüm Çeşitleri

Danimarka’da giderek artan şarap üretiminin sebebi, düşünüldüğü gibi iklim değişikliğiyle alakalı değildir. Sebebi, erken olgunlaşan ve Danimarka kültürüne uygun yeni üzüm çeşitlerinin geliştirilmesidir.

Dansk VinCenter öncelikli olarak, Danimarkalı bağcılar arasında en yaygın kullanılan çeşitlerden biri olan kırmızı üzüm ”Rondo”yu ekmektedir. İkinci sınıf bir şarap olan Lillelund ve Nordlund şarabında kullanılan Castel, Regent ve Leon Millot gibi diğer kırmızı çeşitler ekilmektedir. Bu yıl bağcılar, şarabı köpürtmek ve beyaz şarabın gelecek deneysel üretimini yönetmek için Johanitter, Solaris, Orion ve Zalas Perle gibi birkaç beyaz üzüm çeşidi ekmiştir.

Torben Andreasen ”çoğu insan Danimarka’nın köpüren şarabında iyi bir gelecek görmektedir bu sebeple biz de bunu denemeye karar verdik” diyor ve Danimarka şaraplarını büyük şarap üreticileri olan Güney Avrupa ülkeleriyle kıyaslamanın anlamsız olduğunu düşünüyor.

Torben Andreasen ”Biz şaraplarımızı, Danimarka şarabına özel bir karakter veren tamamen farklı üzüm çeşitlerinden yapıyoruz. Asma ziraatinde öncüyüz. Bizim amacımız her yıl aynı şarabı yapmak değil, her yıl daha ilginç yapmak. Sürekli deniyoruz” diyor. Üzüm bağlarındaki çoğu işi, mahsülü hasat etmek için üzüm toplayıcılığına gönüllü birçok insanın yardımıyla birlikte Torben ve ailesi yaparken,şarabın üretimi ise Fransa’da bu işin eğitimini alan deneyimli bir Danimarkalı şarap uzmanı tarafından yapılıyor.

Gerekli Yan Hatlar

Dansk VinCenter üzüm bağını ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerden şarap üretimine karşı artan bir ilgi gözlemliyor. Ziyaretçilere genellikle, üzüm bağlarının kendi üretimi olan 7000 şişenin üzerinde şarap ve buna ek olarak diğer bazı Danimarka bağlarından şaraplar barındıran şarap mahzenlerinde şarap tattıkları plantasyon ve şarap imalathaneleri gösterilir.

Dansk VinCenter’da yapılacak başka aktiviteler de vardır: şarap yemekleri, aşçılık dersleri, kurumsal organizasyonlar ve şarap üretimi ile şarap satışı, şarap fıçıları ve doğal olarak şarap üzerine dış oyuncular ile işbirliği içinde eğitim ve danışmanlık.

Torben Andreasen’e göre ”Bütün bu bağlantılı aktiviteler işin yürümesini sağlıyor. Fakat birinin sadece Danimarka şarabı yaparak ve satarak hayatını geçindirmesi mümkün olamaz ve bu sebeple Danimarkalı bağcılar, üzüm bağları etrafında rehberli turlar ve alışveriş yapma gibi seçenekler sunar. Üzüm bağları, yerel toplumlarda organizasyon ve turizmin temelini oluşturan küçük turist çekici yerlerdir.”

Japonya için 180 Şişe

Danske Vingårde’ın müdürüne göre, sadece 5 ila 10 arasında Danimarka şarap üreticisi tam zamanlı şarap üretimi yapmaktadır. Kendisi de eşiyle birlikte temizlik şirketlerini sattıktan sonra Funen Adası’nda kurdukları 4 yıllık üzüm bağlarıyla onlardan biridir. İş tam anlamıyla henüz tutmuş değil fakat Jan Nyholmgaard projeye inanıyor ve ticari Danimarka şarap üretimine pozitif bir açıdan bakıyor.

Avedøre’daki Torben Andreasen de aynı fikirde. Çoğu şarap üreticisi gibi, o da şaraplarını öncelikle aralarında dünyaca ünlü Kopenhag rastoranı olan Noma’nın da bulunduğu Danimarka restoranlarına ve bağ ziyaretçilerine satıyor. Dansk VinCenter son zamanlarda bir ihracat siparişi almayı başardı ve Nordlund 2008’in ilk 180 şişesi Ekim’de, müşterinin Tokyo’da modayı belirleyen departman mağazası Isetan’ın olduğu Japonya’ya gönderildi.

Torben Andreasen ”Danimarka şarabı hiçbir zaman büyük bir ihracat aktivitesi olmayacak. Danimarka sakatatları gibi bir niş ürünü olacak. Fakat biz Danimarka’nın sunabileceği geleneksel fikirlere meydan okuyan ilginç ve farklı ürünler yapıyoruz.” diyor.

wine580

Üç Danimarkalı Şarap Üreticisi-Yurtdışı

Danimarka’nın en tanınmış şarap üreticisi şüphesiz ki Prens Henrik’tir. Prens eşliği 1947’de Kraliçe Margrethe ve Prens’in kökleri 15. yüzyıla dayanan Château de Cayx’ı ele geçirdiği Fransa’nın Cahors bölgesinden gelmektedir.

Prens Henrik duyarlı bir şekilde kalenin restorasyonunu üstlendi ve şaraba büyük bir ilgisi olduğu için (ayrıca babası ve büyükbabası da Cahors’da üzüm ekiyordu) kalenin eski, prestijli bağlarını yeniden yaratmaya karar verdi.

Üzüm bağları gün geçtikçe yeniden ekilmeye devam ediyor ve bugün çoğu malbek ile ekilen 21 hektardan daha fazla alanı kaplamaktadır. Buna ek olarak,Cahors şarabının geleneksel parçasını oluşturan Chardonnay, Merlot ve Tannat da küçük arsalarda yetiştirilir.

Prens Henrik; Château de Cayx, La royale, Gobelins, Les Marches de Cayx ve Le Malbec de Cayx kırmızı şaraplarını, La Cigaralle adlı beyaz şarabı ve Le Rosé du Prince de Danemark adlı pembe şarabı üretmektedir.

Prens Henrik genellikle Kraliyet Hanedanlığı’nda düzenlenen doğum günleri ve vaftiz törenleri gibi resmi organizasyonlarda sunulur.

Peter Sisseck, Hacienda de Monasterio Ribera del Duero

Peter Sisseck dünyanın en iyi şarap üreticileri arasında gösterilir ve en pahalı İspanyol şaraplarından biri olan ekol şarap Dominio de Pingus’un yaratıcısıdır. Petter Sisseck son yıllardda yeni metodları ve fikirleri tanıttığı İspanyol şarabı üretiminde, özellikle Pingus üretimi yapılan İspanya’nın kuzeybatısında bir bölge olan Ribera del Duero’da küçük bir devrim gerçekleştirmiştir.

Peter Sisseck’in şaraba olan ilgisi ailesinden gelmektedir. Son 40 yıldır Bordeaux’da son derece saygı duyulan bir şarap üreticisi olan dayısı Peter Vinding-Diers’e çıraklık yapmıştır.

Kopenhag’da tarım ekonomisinden mezun olup hem Avrupa hem de Amerika’daki üzüm bağlarında çalıştıktan sonra Peter Sisseck 1990’da halen yönettiği Hacienda de Monasterio bağının başında çalışmaya başlayınca İspanya’ya yerleşmiştir.

Ribera del Duero’daki Hacienda de Monasterio’daki çalışma hayatı boyunca Peter Sisseck kendi şarabının gelişmesinin hayallerini kurdu ve 1995’te Ribera del Duero bölgesindeki La Horra’da 4.2 hektarlık bir alandan Tempranillo üzümlerine dayalı (adı Peter Sisseck’in lakabı olan ‘Ping’den gelen) Pingus’u üretmeye başladı.

O zamandan beri, Peter Sisseck Dominio de Pingus dolaylarında düzenli olarak arazi almaya başladı ve bugün 100 yıldan daha da eski olan üzümlere dayalı Amelia ve La Horra’daki arazilerden Flor de Pingus şarabını yapmaktadır.

Farklı ortaklarla birlikte, Peter Sisseck Duero bölgesindeki başka projelerde de yer aldı ve şimdi PSI, Quinta Sardonia ve Q2 Sardonia gibi şarapları yapmaktadır.

Hans Vinding-Diers, Tenuta di Argiano Toscana

Danimarkalı efsanevi şarp üreticisi Peter Vinding-Diers’in oğludur (Peter Sisseck’in kuzeni). Aslında tamamen farklı bir şey yapmayı düşünüp tiyatro yapımcısı olmaya hayal etmesine rağmen, Hans Vinding-Diers’in de dünya standartlarında şarap üretimine dahil olması şaşırtıcı değil.

Hans Vinding-Diers, ortağı kontes Noemi Marone Cinzaona’ya ait olan İtalya’daki ünlü Brunello bağındaki Tenuta di Argiano’da şarap üretmektedir.

Ayrıca Fransa, İspanya, Portekiz, Macaristan, Güney Afrika, Avustralya, Arjantin, Şili ve Uruguay gibi ülkelerde de şarap yapmaktadır.

Bugün ana odak noktası, ortağıyla birlikte satın aldıkları,bağları 1930’lara dayanan Bodega Noemia’nın bulunduğu Arjantin’dir. Bu bağ, üzümün en birincil çeşidi olan Malbec ile birlikte A lisa,J.Alberto ve Bodega Noemia kırmızı şaraplarını üretir. Ayrıca İtalyan bir iş arkadaşı ve dostuyla birlikte Patagona-Bodega Chacra’da bir Pinot Noir projesinde de yer almıştır.