Bir Oscar, Cannes’da iki ödül, dört Avrupa Film Ödülü, Sundance Film Festivali’nde dört adaylık ve iki ünlü sinema dergisi tarafından verilen 2011’in en iyi filmi onuru. Danimarka sinemasındaki en iyi yıllardan birine göz atıyoruz.

Lars von Trier Altın Palmiye’ye aday olduğu kısa sürede belli olan Melancholia (Melankoli) adlı filminin ilk gösterimini yaptığında Mayıs 2011’deki Cannes Festivali Danimarka sineması için olağan bir zafer gibi görünüyordu.

2011 Danimarka sineması için olağanüstü bir yıldı.

Susanne Bier Şubat ayında bir yönetmenin alabileceği en büyük takdiri alarak filmi In a Better World (Daha İyi Bir Dünyada) için Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar aldı. In a Better World bu onura layık görülen üçüncü Danimarka yapımı filmdi. Bier’dan önce 1987 yılında Babette´s Feast (Babette’in Ziyafeti) için Gabriel Axel, 1988 yılında da Pelle the Conqueror (Fatih Pelle) için Bille August aynı ödülü almıştı.

Altın Palmiye ve Naziler

Lars von Trier Altın Palmiye’ye aday olduğu kısa sürede belli olan Melancholia adlı filminin ilk gösterimini yaptığında Mayıs 2011’deki Cannes Festivali Danimarka sineması için olağan bir zafer gibi görünüyordu. Ama gösterimden sonraki basın konferansında yönetmen von Trier, Nazileri anlamakla ilgili yanlış yorumlanan bazı yorumlarıyla uluslararası manşetlere konu oldu. Trier festival dışı bırakılırken yarışa devam eden filmi Melancholia hem bol övgü kazandı hem de Kirsten Dunst’a En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı.

“Dahiyane bir rezalet”

Danimarka’da Pusher üçlemesiyle yakından tanınan Nicolas Winding Refn, Drive (Sürücü) filmiyle sonunda uluslararası başarıyı yakaladı. İlk gösterimini Melancholia gibi Cannes’da yapan Drive eleştirmenlerden büyük övgü kazandı. The Rolling Stone dergisi Drive hakkında, “Güçlü bir yaratıcılığın tetiklediği baş döndüren aksiyonuna kadar düşük bütçeli bir film gibi ilerleyen dahiyane bir rezaletin öyküsü. Muhteşem!” dedi.

Nicolas Winding Refn Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü alırken, Aralık ayında İngiliz sinema dergileri Empire ve Total Film, Drive’ı “2011’in en iyi filmi” olarak adlandırdı.

“Lanet Danimarkalılar”

Danimarka sineması başarının zirvesine Aralık’taki Avrupa Film Ödülleri’nde ulaştı.

Ödül törenine kıskançlığını gizleyemeyen İngiliz yönetmen Stephen Frears’ın deyimiyle “lanet Danimarkalılar” damga vurdu. Lars von Trier önceki yorumları için affedildi ve Melancholia En İyi Film ödülünü kazandı. Susanne Bier En İyi Yönetmen seçilirken, aktör Mads Mikkelsen “Dünya Sinemasında Avrupa Başarısı” özel ödülüne layık görüldü.

Susanne Bier Şubat ayında bir yönetmenin alabileceği en büyük takdiri alarak filmi In a Better World için Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar aldı.

Danimarka’da Pusher üçlemesiyle yakından tanınan Nicolas Winding Refn, Drive (Sürücü) filmiyle sonunda uluslararası başarıyı yakaladı.

En seksi erkek

Mads Mikkelsen’ın İsveçli meslektaşı ve arkadaşı Stellan Skarsgaard, aktöre şakayla takıldı ve “Görünüşüne hayran değilim çünkü pek de yakışıklı değilsin. İlginç bir yüzün var. Danimarka’da altı kez falan En Seksi Erkek seçildiğini biliyorum ama o insanlar sen tanımıyor. Ayrıca Danimarka’nın çok küçük bir yer olduğunu da unutmayalım,” diye yorum yaptı.

Yetenekli aktörlerle dolu olan küçük bir yer Danimarka. Ve bu başarı Sundance Film Festivali’ne şimdiden davet edilen dört film sayesinde 2012 yılında da devam edebilir.

mads-mikkelsen580

Mads Mikkelsen 2011’de “Dünya Sinemasında Avrupa Başarısı” özel ödülünü kazandı.